İstanbul’da yaÅŸayan büyük Veli Muhammed Kumul Efendi “rahmetullahi aleyh”, bir gün talebelerine;
- Evlatlarım, bir mümin, kötü huylardan sıyrılıp, iyi huylarla bezenirse, halinde önemli deÄŸiÅŸiklikler olur, buyurdu. Mesela kimsenin ayıp ve kusurunu görmez olur.
Ve ekledi:
- Aksine hep iyi taraflarını görür. Onlara karşı kalbinde bulunan haset ve kıskançlık gibi duygular, ÅŸefkat ve merhamete dönüÅŸür. Kin ve düÅŸmanlık yerine, nasihat etmek ve iyilik yapmak duyguları hasıl olur.
Hayat, hayaldir
Bir gün de sohbetinde;
- Bu hayat hayaldir, buyurdu. Dün geçti. Yarın belli deÄŸil. Öyleyse bugünün kıymetini bilelim.
Ve ekledi:
- Aksi halde “Sonra yaparım diyen, helak oldu” hadis-i ÅŸerifine dahil oluruz.
- Bize tavsiyeniz nedir efendim? dediler.
- Kendiniz hakkında; “İnÅŸallah falancaya rastlamam” veya “Filancaya iÅŸim düÅŸmektense kalsın” dedirtmeyin. Böyle olan kimse, mahvolmuÅŸtur.
Ve ilave etti:
- Bir kimse, herhangi bir ahbabının, bir arkadaşının yanına herhangi bir iÅŸ için rahat gidemiyorsa, o arkadaşın sonundan korkulur.
Vermeye alışın!
Bir gün de;
- Kardeşlerim, kendinizi almaya değil, vermeye alıştırın! buyurdu. Veren el, alan elden hayırlıdır.
Sordular:
- Verecek bir ÅŸeyimiz yoksa efendim?
- Hiç olmazsa tebessüm edin. Güler yüz göstererek ferahlatın insanları.
- Bu da sevap mıdır? dediler.
- Elbette. İnsanlara güler yüz göstermek, “sadaka”dır. Dünyada vermeye alışan, ruhunu da kolay verir. Ölürken hiç acı duymaz.
|